Alacak Sigortası Dediğin Nedir?

Alacak Sigortası (trade credit insurance), tüm tüzel kişiler için alacağın tahsilatı kapsamında risk yönetimi ve risk azaltma konularında önemli bir finansal araçtır. Ticaretinizde ki satışlarından doğan tahsilatın riskli oluşturabilecek alacakları ticari ve politik risklere karşı korumaktadır. Alacak Sigortası doğru uygulandığında özelikle orta-büyük firmalar için kendilerine yaptığı en doğru yatırımlardandır, çünkü alacaklar büyük ya da küçük fark etmeksizin bir işletmenin kasasında nakit kadar en değerli varlıklarındandır.

Ödenmemiş alacaklar, bir ticari şirketin bilançosundaki genellikle muhasebelerinde aktif tarafta ki kalemlerinde en büyük payları oluştururlar. Alacak sigortası poliçe programları kapsamında sadece borçlu firmalarınızın alacak riskini azaltmakla kalmayıp aynı zamanda da firmaların kredibilitesini ölçmesi kaynaklı ileride oluşabilecek nakit akışınızı etkileyecek durumlardan da firmanızı korumanızı sağlar. Alacak sigortası küresel kredi sigortası pazarının % 85’inden fazlasını oluşturmaktadır.

Alacak sigortası aynı zamanda yeni pazarlar içinde güvencedir. Genellikle mevcut müşterilere yapılan satışlar gibi algılansa da peşin çalışamadığınız algı olarak riski daha yüksek olan yeni müşterilerinize olan satışlarda sizlere ön ödeme almadan çalışma imkânı sağlamaktadır.

Alacak Sigortası Tarihçesi

Alacak sigortası (trade credit insurance), 18. yüzyıl sonlarında doğmuş bir kavram olsa da asıl gelişimi Batı Avrupa’da politik riskleri karşılamak üzere I. ve II. Dünya Savaşları zamanında olmuştur. İngiltere’de 1991 yılında İhracat Kredileri Garanti Departmanının özelleştirilmesinin ardından, ticari kredi sigortası pazarında küresel çapta büyüme hızlanmıştır.

International Credit Insurance & Surety Association (ICISA), ilk ticari kredi sigortası konferansını savaş yıllarına denk gelen 1926 yılında Londra da düzenlemiştir, daha sonrasında o zaman ki adı Uluslararası Kredi Sigortaları Birliği (ICIA) olarak 1928 yılında Paris’te kurulmuştur (şuan ki merkezi Amsterdam / Hollanda). Birliğin kurucu üyeleri;

  • Belçika’dan Cobac  (şimdi Euler Hermes),
  • İspanya’dan Crédito y Caución,
  • İsviçre’den Eidgenössische’u (şimdi Winterthur),
  • Almanya’dan Hermes,
  • Hollanda’dan NCM’si (şimdi Atradius),
  • Fransa’dan SFAC’ı (şimdi Euler Hermes),
  • İtalya’dan SIAC (şimdi Euler Hermes),

Dünya’da ki Alacak Sigortası politikaları ve kullanımları

Dünya ticaretinde özellikle gelişmiş ülkeler de alacak sigortası programı yoğun şekilde kullanılan ve tarihi yukarıda bahsettiğimiz üzere I. Dünya Savaş’ına kadar dayanmaktadır. ICISA’nın 2017-2018 yıllık raporunda, alacak sigortası pazarının hacmi son 20 yılda 3.5 milyar EUR’dan 6.0 milyar EUR seviyelerine geldiği görülmektedir. Küresel ekonomi de dalgalanmaların Dünya ticaretini ne denli etkilediğini aşağıda ki Grafik 1* de “Clacims Ratio in %” mavi olan çizgide görebiliyoruz. Örnek olarak 2008 yılında daralma da alacak sigortasının tazmin talep oranı %85 seviyelerine ulaşmıştır. Son 7 yılda tazmin talep oranı %40-45 bandında ortalama seyir etmektedir.


* Grafik 1 – Kaynak: ICISA Yearbook 2017-2018

Alacak Sigortası’nda küresel çapta üç firma (Atradius, Coface, Euler Hermes) en bilinmiş olsalar da Türk Eximbank gibi birçok ülkenin kendi (Örnek A.B.D Eximbank, Export Development Canada,  The Guarantee Company of North America , Zurich, Travelers v.b) sigorta kurumları mevcuttur. Grafik 2*’de bu üç firmanın Pazar paylarının dengeli şekilde dağılımlarını görebilirsiniz.

Yukarıda ki grafik “Others” (Diğerleri) kısmında yer alan %18.6’lık payın ağırlığı gelişmekte olan ülkelerde ki Eximbank’ların ve ilgili ülkelerin diğer kurumları oluşturmaktadır. Grafik 3* de ticaret güvencelerinin ülkelerin hukukun üstünlüğüne göre mi yoksa Eximbank garantileri (alacak sigortası) kapsamında mı olduğunu yüzdesel olarak hangi noktada olduğunu göstermektedir. Bu tabloyu özetlersek gelişmiş ülkerlerin yüzdesel olarak daha çok hukukun üstünlüğünde toplandığını, gelişmekte olan ülkelerinse alacak sigortası tarafında daha yoğun noktalandığını görebiliriz.

Finans sistemi daha gelişmiş ülkelere satılan ürün ya da hizmetlerden kaynaklanan alacakların ödenmemesi olasılığı bu sebeple daha düşüktür. Prim oranlarının da bu ülkelerde daha düşük olmasının temel sebebi budur. Amerika üzerinden örneklersek Grafik 4* de A.B.D’nin ihracat yapmış olduğu ürünlerin hacmi 400 milyar USD’nin yaklaşık 270 milyar USD’si akreditif ve vesaik mukabili karşılığında çalışıyor. Yani neredeyse ihracat hacminin 2/3’ü az riskli sayılabilecek ödeme şekli ile çalışmaktadır.

Türkiye’de ki Alacak Sigortası Uygulaması

Ülkemiz de ki alacak sigortasının ilk örneği 1979 yılında oluşmuştur, beş yıllık kalkınma planında “dışsatım sigortası yasası yolu ile sınai mal dış satımı özendirilecektir” hükmü ile Başak Sigorta’ya ihracat kredi sigortası ifası hususunda yetki vermiştir. 1985 yılında ki Beşinci Beş Yıllık Kalkınma planı kapsamında 1987 yılında Türkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş kurulmuş, bundan iki yıl sonra da ihracat kredi sigortası progmını devreye almıştır. Özetlersek Türkiye’de 1980 sonrası açık ekonomi politikaları ve son yıllarda ağırlık kazanan ihracat odaklı büyüme anlayışı sayesinde alacak sigortası talepleri hızlı bir şekilde gelişmektedir.

Tablo 1 de Türkiye İhracat Hacmi’nin 2007 – 2018 (11.ay) aralığında son 11 yıllık ödeme şekilleri hacimleri yer almaktadır. Bu ödeme şekillerini 1. Deredece ve 2. Derecede olmak üzere iki farklı kategoriye ayırırsak ülkemizin ihacat hacminin %97.70’i riskli sayılabilecek ödeme şekli ile çalışmaktadır. En risksiz olarak kabul edilen ödeme yöntemi peşin ödeme, toplam ihracatın %10.29’unu oluşturmaktadır. En riskli olarak kabul edilen mal mukabili karşılığında satış, toplam ülke ihracatının 66.96%’sını denk gelmektedir. Sonuç olarak firmaların alıcı kalitesi ne kadar yüksek olursa olsun oldukça riksli bir şekilde ödeme yöntemi ile çalışıyoruz. Yazının başında da belirtildiği üzere alacak bakiyesi muhasebesel olarak en az nakit kadar kıymetlidir. Alacak sigortası tam olarak burada devreye giriyor, bunu bir maliyet olarak görmemeli, şirketin geleceği ve alacakların güvenle tahsilinin sağlanması yolunda en büyük yardımcı olarak görmek gerek.

*Tablo 1

Türk Eximbank Alacak Sigortası’nın Faydaları

Türkiye’de alacak sigortası denince ilk akla gelen kuruluş Türk Eximbank’tır. Kamu olması sebebiyle kar amacı gütmemektedir; vizyon olarak temelde ihracatın geliştirilmesi ve ihracatçıların uluslararası ticarette paylarının artırılmasını hedeflemektedir. Bu vizyon kapsamında alacak sigrotası programının 6 önemli faydaları mevcut. Başvuru evraklarına ve program detaylarına Eximbank’ın internet sitesinden ulaşabilirsiniz.

  1. Finansal risklerin kontrol altına alınması: Firmalar ticaret yapmadan evvel kendi iç süreçlerinde mevcut ya da potansiyel müşterilerin finansal durumunu değerlendirirken, belirli kredilendirme modelleri geliştirselerde bu önlemler kusursuz değildir. Sonuç olarak müşterileri (alıcılar) hesaplanamayan finansal problemler yaşayabilirler. Alacak sigortası bu riskleri daha etkin bir şekilde kontrol edilmesini sağlar.
  2. Sağlıklı bir nakit akışı: Nakit para bir işletmenin günlük ihtiyaçları ve finas döngüsü için olmazsa olmazdır. Beklenmedik durumlarda alacak sigortasının iskonto edilmesi sayesinde nakit akışında uygun maliyetli rahatlama sağlayabilmektedir. Türk Eximbank’ın iskonto programı Sevk Sonrası Reeskont Kredisi (SSRK) Reeskont kredi maliyetleriyle firmalara kısa vadeli uygun kredi imkanıda sağlamaktadır.
  3. Yeni pazar: Küresel ekonomi ve yüksek rekabette firmalar asla sabit şekilde bir pazar içersinde monopol durumda değilse duramazlar. Bu kapsamda yeni bir pazara girmek, yeni bir müşteri ile çalışmak her zaman kapalı bir kutudur. Eximbank Alacak Sigortası programı firmalara daha güvenli adım atmak konusunda en önemli yardımcıların başında gelmektedir.
  4. Ön görülemez risk her zaman daha pahalıdır: Her sigortanın bir maliyeti vardır, sigortanın genel mantığı gereği riskin minimizi edilmesini satın alırız. Ticarette de durum farklı değildir, alıcının batması ya da ülkede politik sorun oluşması bir olsılıktır, asla gerçekleşmese bile bir kez gerçekleşme durumunda yarattığı sonuçlar her zaman sigortadan daha pahalı olacaktır.
  5. Kurumsal algı yönetimi ve uygun maliyetli kredi kaynağı: Alacak sigortası firmalar da aynı zamanda daha disiplinli operasyonel süreçler yaratır, çünkü düzenli bir şekilde takip mekanizması gerektirir. Kredi değerlendirmelerinde muhasebesel olarak alacak sigortasının görülmesi kredi notu değerlendirmesi yapan kuruluşlarda her zaman olumlu etki yaratır. Aynı zamanda SSRK gibi iskonto programlarında cazip finansman koşulları elde etmesine yardımcı olabilir.
  6. Politik risk: Türk Eximbank’ın ihracatcı destekleme vizyonu kapsamında, alıcının ve satıcının da ölçemeyeceği sonrada oluşacabilecek politik risklere karşı alacağın tahsilatını devlet garantisi altında korumaktadır.

Mehmet Yeşilyaprak tarafından yapılan ve Finansal Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi’nin 19. Sayısında yayınlanan yazıda (Grafik 5) Türk Eximbank ve diğer sigorta şirketleri karşılaştırılmıştır. Bu araştırma kapsamında geçmişte diğer alacak sigortası firmaları ile çalışmış ve güncelde de Eximbank ile çalışan firmalara sorulan sorular neticesince 1’den 5’e kadar verilen puanlarda ortalama Eximbank’ın kamu ve yerli olması kaynaklı memnuniyet oranı daha yüksek çıkmıştır.

Yine aynı araştırmada, altıncı grafikte görüleceği üzere memnuyet sorusuna Evet / Hayır şeklinde cevap veren firmaların büyük oranda memnun olduğunu ayrıca, uzun vade de çalıştıkça Türk Eximbank Alacak Sigorta’sının daha faydalı olduğu %99 memnuniyet oranı ile net bir şekilde görülmektedir. Alacak Sigortası firmaların sadece kısa vadeli değil tüm yaşam döngüsünde ihtiyaçlarını karşıyalabilecek ve koruyabilecek en önemli Eximbank ürünüdür.

Alacak Sigortası Ne Zaman Tazmin Ödemesi Yapar?

Her sigorta kuruluşunun operasyonel süreçleri farklı olsa da, Türk Eximbank dahil olmak üzere tüm kurumlar öncelikle alıcı ve satıcı arasında anlaşmazlık, ihtilaf, münazaa söz konusu mudur şeklinde araştırma yapmaktadır. Eğer ki satıcı poliçe kurallarına uygun davranmışsa ilgili alacak sigortası kurumu tarafından belirlenen vade de tazmin talebi olumlu şekilde karşılanmaktadır.

Ticarete sonradan oluşabilecek anlaşmazlıklara karşı en önemli hususu bilgi asimetriğinin oluşmamasıdır. Yani ne kadar net ve iyi bilgi varsa, tazmin talepleri de o kadar hızlı şekilde çözümlenebilmektedir. Bu konuda yapılan araştırmayı 7. grafikte kurumsal risk eğrisinden görebiliriz. Politik risk yine kapsam dışında tutulmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.